Kânunun bazı kaynaklara göre büyük Türk bilginlerinden FARABİ (870-950) tarafından icat edildiği söylenmektedir, aynı kaynaklar FARABİ'nin "Kânun "üzerinde çeşitli değişiklikler yaptığını da öne sürmektedir. Ancak, antik çağda Mısır ve Sümerliler tarafından kullanıldığını gösteren... devamı
Türk musikisinin en temel ritm aletlerinden biridir. Bilhassa Mevlevihanelerde ve bazen diğer tekkelerde kullanılmıştır. Kudüm, kendine has tatlı, yumuşak, hoş bir sese sahiptir. Mevlevilere özdeşleşen ve sonradan Tasavvuf musikisinin dışındaki formlarda... devamı
- Obua, sert ve dayanıklı ağaçlardan yapılan nefesli çalgıdır. - Obuanın yukarıdan aşağıya doğru gittikçe genişleyen konik bir yapısı vardır. - Obuanın notaları sol anahtarı ile yazılır. Konik borulu ve çift kamışlı bir tür tahta nefesli çalgı. Obua, en küçük ve en geniş oktavlı çalgılardan biridir.... devamı
Portatif, körüklü bir müzik çalgısıdır. 1822 yılında Berlin' de Buschmann' ın, handaolin veya el armonikasını elle çalınacak biçime aktarmasıyla, ilk biçimi oluştu. 1827' de Fransız Buffet, çalgıya bugünkü biçimini vermekle geliştirdi. 1829' da akordeon tipi ortaya çıktı ve 1872'de de... devamı
Gitar 13.yy'dan beri Avrupa'da kullanılan bir çalgı olmuştur. Ancak , soy bakımından burada yeterince açık bir kimliğe sahip değildir. İsmini büyük ihtimalle Yunanlılardan almıştır. Biraz geriye doğru gidildiğinde formal yönden "Gitara"ya bir hayli benzediği , ancak çok fazla değişim gösterdiği görülür.... devamı
Barok dönem, 1600 ile 1750 yılları İtalya?daki opera denemeleriyle başlamış, J.S.Bach?ın ölümüyle sona ermiş ve tüm müzik türlerinde günümüze kadar kalıcı olan değişikliklerin oluşmasına neden olmuştur. Barok müzik, bir döneme adını vermekle birlikte mimari başta olmak üzere diğer pek çok kategoride de... devamı
BONA:Notaları ritmik değerlerine uygun okumaktır.Bu derste küçük bir örneği bona olarak okumayı öğreneceğiz.Önce notaların değerlerinin yalnızca bir kısmını öğrenelim.Yani notaların uzunluk kısalıklarını…Aşağıda gördüğünüz "dörtlük" nota, diğerinden iki kat daha uzundur, "sekizlik" nota da ona... devamı
Ud kelimesinin aslı Arapça dır: "sarısabır veya ödağacı" anlamındaki "el-oud'dan gelir. Baştaki 'el'- kelimesinin, bazı dillerde olup bazılarında olmayan harf-i tarif (belirgin tanım edatı) olduğunu bilen Türkler bu edatı atmış, geriye kalan 'oud' ('eyn, waw, dal) kelimesini de -gırtlak yapıları... devamı
27 Ocak 1756'da Avusturya'da Salzburg şehrinde doğdu. 5 Aralık 1791'de Viyana'da öldü. Babası Leopold Mozart, Salzburg Başpiskoposluğu Saray Orkestrası'nda keman çalan, bir çok besteler ve keman için bir metod yazan bir müzikçiydi. Oğlu Wolfgang üç yaşına geldiği zaman kendisinden beş yaş büyük olan... devamı
Ülkemizde kullanımı en yaygın olan telli bir Türk Halk Çalgısıdır. Yörelere ve ebatlarına göre bu çalgıya, Bağlama, Divan sazı, Bozuk, Çöğür, Kopuz Irızva, Cura, Tambura vb. adlar verilmektedir. Bağlama ailesinin en küçük ve en ince ses veren çalgısı Curadır. Curadan biraz daha büyük ve... devamı
Keman için aranılan nitelikler viyolonsel için de söz konusudur. Çalgının büyüklüğü nedeniyle, sol elin kuvvetli ve geniş, küçük parmağın uzun olması önemlidir. Bu çalgıya (özellikle yayını kullanabilmek için dayanıklı bir bünye koşuluyla) başlama yaşı on - on iki arasındadır.... devamı
Ortaçağın Frenk kemençesi ve viyel'inden çıkan, daha sonraları viyol ve lira da braccio haline giren Keman, bugünkü biçimini yavaş yavaş gelişerek buldu. Keman, 35 ile 36 cm., arasında değişebilen bir ötüm gövdesinden, bu gövde ise asıl titreşimi sağlayan çam ağacından bir üst kapak,... devamı
Farsça kökenli bir kelime olan "kemençe" aynı dildeki "keman(=yay,kavis)" kelimesi ile "-çe(=küçültme eki)" ekinin bir araya gelmesinden oluşur ve "yayla çalınan küçük saz" anlamını taşır. Orta Asya'da şekil olarak bugünkü kemençeye tam benzemeyen, fakat onun atası sayılabilecek birçok saz... devamı
Osmanlı dönemi müziğinin en önemli üflemeli çalgılardan Ney, insanoğlunun ürettiği belkide ilk çalgılardan biri olan ve kamıştan üretilmiş üflemeli çalgılarından olup, tarihin derinliklerinden gelmiş ilkel donanımlı bir çalgı olmasına karşın, insanı etkileyen uhrevi ve doğal bir sese sahiptir.... devamı
9. yüzyılda başlayan ve Rönesans dönemine kadar devam eden ortaçağ döneminin en büyük özelliği çok sesliliğe geçiş olmuştu. Aslında o dönem için, eskiden beri tek sese alışmış kulakların başka başka seslerin belirli bir uyumla bir araya gelmeleriyle oluşan ses grubuna alışması hiç de kolay değildi.... devamı
Kanun enstrümanında, bir tam ses 7,9,10 parçaya (komaya) bölünebilir. Böylece bütün dünya müzikleri kolaylıkla icra edilebilir.Kanun daha çok Ortadoğu ülkelerinde ve Türkiye'de kullanılan telli bir çalgıdır. Eski Mısırlılar'ın ve Sümerler'in çalgıları arasında kanunun atası sayılabilecek telli... devamı
İlk Pianoforte İtalyan Cristofori' nin elinden çıktı (1711). Fransız Marius'un bu çalgıya katkısı, tokmaklı klavseni bulmak oldu. Saksonyan G. Silbermann ise, Schröter' in çekiç sistemini geliştirdi ve J.S. Bach'ın da değerli öğütlerinden yararlanarak, klavyenin tüm ses genişliğinde eşit bir otum elde etmeyi başardı.... devamı
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa Şarkısının Hikayesi ve Sözleri : Sarı çizmenin moda olduğu bir zamanda İzmir esnafından birisi uşağını çağırıp tembih etmiş "Bak efendi! Aydın'dan Mehmet Ağa isminde birisi gelecek. Harman zamanında sarı çizme alması için on dört akçe vermiştim. Borcun vadesi geldi, bugün defterden borcunu sildim. Şimdi faytona bin, doğru istasyona. Uzun boylu, orta yaşlı, efe bıyıklı biridir, hemen tanırsın."... devamı
Peter İlyiç ÇaykovskiÇaykovski (Tchaikovsky) 7 Mayıs 1840'da Ural dağlarında bir maden kenti olan Votkinsk'te doğdu. Babası maden ocaklarında müfettiş idi. İyi bir öğrenim gördü ve özel müzik dersleri aldı. Ailesi Petersburg'a yerleşince bu kentte hukuk öğrenimine başladı. 14 yaşındayken çok bağlı... devamı
Atatürk'ün Açtığı Müzik Kurumları, Sevdiği Şarkılar, Atatürk'le İlgili Marş ve Şarkılar: ATATÜRK'ÜN AÇTIĞI MÜZİK KURUMLARI / Ankara'da "Musiki Muallim Mektebi" kuruldu (1924). "Mızıka-i Hümayun" Ankara'ya taşınarak "Riyaset-i Musiki heyeti" adını aldı (1924). İstanbul Belediye Konservatuvarı kuruldu (1926).... devamı
Zurna, Türkiye'nin her yanında kullanılan, tahta, metal ve kamış kullanarak yapılan, yüksek sesli, bu yüzden büyük davul ile birlikte çalınan, yine bu yüzden açık havada kullanıma uygun, nefesli saz çeşididir. Türkiye dışında Fas'tan Çin'e kadar uzanan iklim kuşağındaki her ülkede kullanıldığı da bilinmektedir.... devamı
Davul, en yaygın vurmalı çalgılardan biridir ve dünyadaki hemen bütün halkların kültürlerinde yeri vardır. Yazılı tarihten çok önce Eski Mısırlıların, Asurluların ve Uzakdoğuluların davulu kullandıkları bilinmektedir. Bilinen en eski davulun neolitik çağda yapılmış olmasına karşın... devamı
Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Deri kısmı, Nav ve Ağızlık olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır. Deri kısmına hava depolanır ve koltuk altından bastırılarak Nav kısmına hava gitmesi sağlanır. Nav kısmı ise Melodi Çalınan kısmıdır. Analık ve Dillik adı verilen iki kısımdan oluşmaktadır.... devamı
Ses, gırtlağın iki yanındaki tellerin yani ses tellerinin titreşimiyle oluşur. Gırtlak kasları, ses tellerinin uzunluk ve gerginliğini kontrol ederek titreşimi ayarlar. Sesin yanlış kullanımı sonucunda ses telleri hasar görebilir ve bunun sonucunda da bazı rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.... devamı
Birbirine vurularak çalınan iki parçadan oluşmuştur. Notaları, Davul partisi ile birlikte yazılır. İstenilen etkiye göre çalabilecek çalıcı gereklidir. Dünyanın en ünlü ve en iyi zilleri; Türk zilleridir. Sesinin rengiyle ve tartım göreviyle ayrı özellik taşır. Üç yüz yıldan beri... devamı